Para nedir?

Alışverişte bir mübadele aracıdır. Altın, gümüş kağıt paralar, çekler, banka havaleleri, mevduat, ticaret senetleri ve tahviller de bu anlam içine girer.

Dar anlamıyle borçların ödenmesinde kullanılan, ödemenin sağlamlığı için üçüncü kişinin taahhüdüne veya ödemeyi yapanın ayrıca sorumluluğuna lüzum olmayan mübadele aracıdır. Para kıymet ölçüsü olarak da kullanılır ve gelecekteki ödemeler için biriktirilir.

Tarih boyunca para çeşitli safhalardan geçmiştir. Trampa, yani mal değiş - tokuşunun zorluğu karşısında insanlar ortak bir mübadele aracı aramışlar ve parada karar kılmışlardır. Önce üzerlerine şekil ve işaretler yapılmış sikkeler ortaya çıkarılmış, madeni para bir malın belli bir miktarı halini almıştır. Madeni parayı ve altını, gümüşü taşımanın zorluğu üzerine bunları genellikle kuyumculara teslim ederek, karşılığında makbuz almaya başlamışlardır.

Ödemelerin bu makbuzlarla yapılması, kağıt paraya doğru- ilk adımı teşkil etmiştir. Sonradan bu kağıda tahvil işini bankalar üzerine alınca, makbuzlara da bankınot adı verilmiştir. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra devletlerin kağıt para sistemleri sarsılmış, kağıt paranın madeni karşılığı olmadığından, karşılıksız devlet bankınotları elde kalmıştır. Madeni değer olarak altın ve gümüş kullanılmasına «çift maden sistemi», bir tekinin kullanılmasına da «tek maden sistemi»* adı verilir.

para

19. yüzyılda gümüşün değerini kaybetmesi üzerine bu sistem «topal mikyas sistemi» adını almıştır. Kuşkusuz eğer hiç para olmasaydı, bir takas ekonomisine dönecektik. Bir kişinin satın almak istediği her şey, o kişinin satabileceği başka bir şeyle takas edilecekti. Örneğin, araba tamirinde ustalaşmış birisi yiyecek almak istediği zaman arabası bozulmuş bir çiftçi bulması gerekecekti.

Fakat eğer çiftçinin bozulmuş ve tamir edilecek bir aracı yoksa? Ya da çiftçi tamircinin ihtiyacı olandan daha az yumurta verebilecek durumdaysa? Takas edecek özellikteki insanları bulmak zorunda olmak uzmanlaşmayı (specialization) neredeyse imkansız kılmaktadır. İnsanlar takas yapacağı doğru insanı bulamadan açlıktan ölebilir. Fakat paranın varlığıyla belirli bir kişi bulmak zorunda kalmazsınız.

Size gerekli olan yalnızca mal ve hizmetlerinizi satabileceğiniz bir piyasadır. Bu piyasada tek tek mallar için takas yapmazsınız. Bunun yerine mal ve hizmetlerinizi ortak bir mübadele aracı bu paradır karşılığında takas edersiniz. Bundan sonra bu ortak mübadele aracını kabul eden diğer insanlardan ihtiyaçlarınızı almak için kullanabilirsiniz. İnsanlar daha çok uzmanlaştıkça da daha fazla üretim mümkün olacaktır. Üretimin artması da işlem talebini ve dolayısıyla da para talebini arttıracaktır.

Çeşitli paralar

Farklı bir yoldan anlatmak gerekirse, para zaman içinde değerini saklayan, kolaylıkla fiyatlara dönüştürülebilen ve geniş kitleler tarafından kabul edilen bir şeydir. Yıllar boyunca pek çok farklı şey para olarak kullanılmıştır – bunların arasında, deniz kabukları, arpa, tane karabiber, altın ve gümüş sayılabilir. İlk olarak, paranın değeri bu maddelerin alternatif kullanımlarına bağlanmıştı ve gerçek şu ki bunların yenileme maliyetleri vardı.

Örneğin, arpayı yiyebilir veya tane karabiberi de yemeğinizi tatlandırmak için kullanabilirdiniz. Bu tüketim üzerine yüklediğiniz değer, değerin saklanması için bir taban teşkil etmektedir. Tabii ki herkes daha fazla üretebilir, fakat bu işlem zaman alacaktır ve arpa tüketildiği zaman para arzı da düşmüş olacaktır. Diğer taraftan, bir çok kişi de çilek isteyebilir ve çilek karşılığında takas etmekten memnun olacaktır. Ne var ki  çilek çabuk çürüdüğünden iyi bir para olmayacaktır.

Gelecek yılı bir tarafa bırakın gelecek ay bile kullanılamaz. Uzaktaki insanlarla yapılan ticarette ise kullanılması neredeyse imkansızdır. Tabii ki bir de bölünebilme sorunu var değeri olan herşey kolayca bölünemez ve her birimin standartlaştırılması kandırıcıdır; örneğin, bir sepet çileğin değerinin farklı maddelere karşı ölçülmesinde sabit bir standart oluşturmak ve bunu korumak kolay değildir. Yalnızca çilek değil birçok şey para olma konusunda iyi değildir.

Fakat değerli metaller tüm üç ihtiyacı karşılamaktadır: sabit bir hesap birimi, dayanıklı bir değer saklama aracı ve uygun bir mübadele aracı. Bu metallerin elde edilmesi de zordur. Dünya üzerinde sınırlı bir arzları vardır. Zamana karşı iyi dayanırlar. Kolaylıkla standartlaştırılmış madeni paralara bölünebilir ve daha küçük birimlere bölündüğünde değerini kaybetmez. Kısaca, para olarak kullanıldıklarında dayanıklılıkları, sınırlı oluşları, yüksek yenileme maliyetleri ve kolayca el değiştirebilmeleri değerli madenleri diğer maddelerden daha çekici kılmaktadır.

Görece yakın zamana kadar altın ve gümüş insanların kullandığı temel para çeşidiydi. Altın ve gümüş ağır oldukları için bunları taşımak ve alışverişte bunları kullanmak yerine insanlar bunları bankaya yatırmak ve bunların sahipliğini gösterir belgelerle alışveriş yapmayı daha pratik buldular. İsteyen herkes bankaya gidip belgenin karşılığı olan altın ve gümüşü çekebilirdi. En sonunda altın ve gümüşün bağlı olduğu kağıt belge bu madenlerden bağımsız oldu.

Aradaki bu bağ kopunca da itibari para (fiat money) ortaya çıkmış oldu. İtibari para madde olarak değersizdir, fakat bir toplum bütün olarak ona değer yüklediği için değeri vardır. Kısaca, insanlar paraya güvendikleri için kağıt para sistemi işlemektedir. Mübadele araçları geliştikçe mübadele kaynakları da gelişmektedir – bireysel takastan paranın arpa veya deniz kabukları olduğu genel kabul şekillerine ve daha yakın zamanlarda hükümetlere kadar.

Standartlaştırılmış madeni para ve kağıt banknotların kullanımı mal ve hizmetlerin fiyatlarını kararlaştırmada kolaylıklar getirse de sistem içindeki para miktarı da fiyatların belirlenmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Örneğin bir buğday üreticisi para tutmak için en azından iki nedene sahiptir: alışverişlerde kullanmak (peşin ödeme) ve gelecekteki ihtiyaca yönelik bir önlem olarak (ihtiyati tasarruf). Kışın geldiğini varsayalım ve çiftçi gelecekteki harcamalarını düşünerek para stoğunu arttırmak istemektedir.

Eğer çiftçi buğday satın almak isteyen birilerini bulmakta zorlanırsa ürünü karşılığında daha az para kabul etmek zorunda kalabilir. Sonuç olarak buğday fiyatı para arzının kısıtlı oluşundan dolayı düşecektir. Bunun bir sebebi yeni para basacak yeterli altın madeninin olmaması olabilir. Fiyatlar bütün olarak düşerse bu duruma deflasyon denilir. Diğer taraftan ürünler için talep aynıyken dolaşımdaki para miktarı artarsa paranın değeri düşecektir. Bu enflasyondur – aynı miktarda ürün ve hizmet satın almak için daha çok para gerektiğinde. Para arz ve talebini dengeli tutmak yanıltıcı olabilir.

Para nasıl ölçülür?

Resmi istatistiklerde paranın miktarı “geniş para” (broad money) yoluyla ölçülür. Geniş para, değer saklama aracı ve likidite işlevi gören herşeyi kapsamaktadır. Likidite, finansal varlıkların çok kısa süre içinde piyasa fiyatından satılabilmesi demektir. Yani likit finansal varlıklar kolayca başka para formlarına, örneğin nakit para, çevrilebilir. Nakit para ve devredilebilir mevduatlar (ki bu ikisi dar tanımlı parayı teşkil eder) tüm ülkeler tarafından geniş paraya dahil edilirken, geniş para olarak kabul edilen değer saklama ve likiditeye elverişli diğer bileşenler de mevcuttur.

IMF (2000)’e göre aşağıdaki bileşenler geniş para olarak kabul edilmektedir. Ulusal paralar (genellikle merkezi hükümetler tarafından tedavüle çıkarılır). Devredilebilir mevduatlar, vadesiz mevduatları (devredilebilir çekler ve ödeme emirleri); banka çeklerini (alışverişte kullanıldığında); seyahat çeklerini (aynı ülke vatandaşlarıyla olan işlemlerde kullanıldığında); ve ödeme yapmak için sıklıkla kullanılmayan mevduatları (bazı yabancı-para mevduatları gibi) kapsamaktadır.

Diğer mevduatlar, devredilemeyen tasarruf mevduatları, vadeli mevduatları (belirli bir süre için kullanılmayarak mevduata yatırılan fonlar) ve repolardan (bir tarafın daha sonra önceden belirlenmiş olan fiyattan satın almak üzere sattığı tahviller) oluşmaktadır. Aksiyon hissesi dışındaki tahviller, satılabilir mevduat sertifikaları ve ticari senetlerden (özünde şirket borç senetleri) oluşmaktadır.

Paranın imalatı

İtibari para değerli madenlere göre daha kullanışlıdır. İtibari paranın arzının ayarlanması çevredeki değerli madenlere bağlı değildir. Fakat onun da kendi zorlukları var: değerli madenlerin belirli bir sınırı olduğu gibi tedavüle çıkarılacak kağıt paranın da bir sınırı vardır. Eğer kağıt parayı destekleyen altın ve gümüş yoksa hükümetler ne kadar para basacaklarını nasıl bilecekler? Bu konu hükümetleri çıkmaza sokmaktadır.

Diğer taraftan, otoriteler her zaman daha fazla satın alabilmek, daha çok kişi istihdam edebilmek, yüksek ücret ödeyebilmek ve popülaritelerini arttırabilmek için daha fazla para basmaya heveslidirler. Gereğiden fazla para basmak fiyatların yukarı doğru çıkmasını tetikler. Eğer insanlar fiyatlardaki artışın devam edeceğini düşünürlerse kendilerine bağlı olan fiyatları daha da hızlı arttıracaklardır. Hükümet beklentileri dizginlemek için harekete geçmezse paraya olan güven aşınıp para değersiz hale gelecektir. Bu ise hiperenflasyon dönemlerinde olan şeydir.

Para basmaya yönelik bu cazibeyi ortadan kaldırmak için, gönülsüzce de olsa, ülkelerin çoğu ne kadar para basılması gerektiği işini bağımsız merkez bankalarına devretmişlerdir. Merkez bankaları ekonominin ihtiyaçlarını değerlendirerek lüzumlu miktarı basmakla yükümlü olup hükümet harcamalarının finansmanı için fon transferi yapmazlar. “Para basma” terimi kendi başına yanlış adlandırmadır. Bugün paranın çoğu kağıt para olmaktan çok banka mevduatı şeklindedir (Yukarıdaki kutucuğa bakınız).

Osmanlı’da ilk para basımı

Osmanlılarda Darphane Emini, kubbe vezirlerinden ve defterdarlardan tayin edilmekteydi. Para basmayla ilgili yayınlanan bir tamimde: Sikke denilen şey, her devlet tebasının alışverişte birbiri aldatmamak ve gerek ağırlığında ve gerek değerinde bir fesat olmamak için padişah adına damgalanmış altın ve gümüş parçaları demektir. Memlekette geçen sikkenin ağırlığı ve değeri bilinmek için sahip-i mülk olan padişahın sikkesi olması lazım gelir. “ denmektedir. Osmanlıda para birimi AKÇE idi. Akçe gümüş paranın adıdır.

İlk zamanlarda bunların ayar ve ağırlığı hiç değişmezdi. Fatih Sultan Mehmet han zamanında 6 kırat olan ağırlığı 5 kırata indirildi. Bundan sonra bazı sultanların devirlerinde değişik ağırlıklar uygulandı. 1898 senesinde bileşimi yalnız gümüş ve bakır karışımından meydana gelen 148,000 lira tutarında 10-5 paralıklar bastırıldı. Halk bunlara METELİK diyordu. Sultan 6, Mehmet Han devrinde 40 ve 10 paralıklar; 1840 senesinde kaime adı verilen 500 kuruşluk kıymetinde kağıt paralar bastırıldı. 1851’de 10 ve 20 kuruşluk kaimeler piyasaya çıkartıldı.

Alınan bir kararla, 1863 eylül ayında kaime basılmasına ve tedavülüne son verildi bu tarihten sonra tahsil ve tediye işlemleri yalnız madeni paralarla yapılmaya başlandı. 1876 senesinde tekrar kaime bastırılması ve tedavüle sokulması kararlaştırılmışsa da 1879’da tekrar tedavülden kaldırılmasına karar verildi. Sultan 5, Mehmet Reşad Han zamanında 1 Nisan 1916 tarihli Tevhid-i Meskukad hakkında Kanuni Muvakkat ile altın Osmanlı devletinde kıymet ölçüsü olarak kabul edildi. Sultan İkinci Abdülhamit Han devrinde yürürlüğe konan Kavaim-i Naktiye nizamnamesi ile para işi belirli bir kanuna bağlandı.

Cumhuriyet devrinde 1924 tarihli 411 sayılı kanun ile 100 paralıklar çıkartıldı. Bu günde kağıt paraların üzerindeki itibari değerler bir kıymetli maden karşılığında tesbit edilemezler. Kullanılmakta olan kağıt paralar altın paraya çevrilebilir olmaktan çıkmıştır. Birim paranın değeri itibari bir özellik almıştır. Banknotların karşılığı bir nevi Türk lirasının mal satın alabileceği değer “satın alma gücü” olmuştur.

Kağıt para çıkartılması bir kanunla 1999 yılı sonuna kadar T.C. Merkez Bankasına bir imtiyaz olarak verilmiştir. İmtiyaz süresi bitimine 5 yıl kalıncaya kadar uzatılabilir. Paranın istikrarı konusunda da merkez bankası vazifelidir. 1983’ten sonra çıkartılan kanun hükmündeki kararnamelerle Türk parasını koruma hakkındaki kanun hükümlerinde uluslar arası liberal sistemin uygulanması yönünde, bazı düzenlemeler yapılmıştır.

IMF ile teknik düzeyde bazı görüşmeler yapılmış 22,03,1990 tarihinden itibaren Türkiye’nin 14. madde (IMF anlaşması) statüsünden 8. madde statüsüne geçtiği ve bu maddenin yükümlülüklerini kabul etmekte olduğu IMF’e resmen bildirilmiştir. Böylece Türkiye’nin kambiyo rejimi büyük bir serbestliğe kavuşturulmuştur.

Mal para: Malın malla değiş tokuş edildiği ilkel toplumlarda değişim ölçüsü olarak tuz tütün deri kurutulmuş balık ve hayvan başı gibi değeri olan mallar kullanılmıştır.

Maden para: “Altın ve gümüş sikkeler”in para olarak kullanılmasıdır. Bu iki değerli metalin diğer mallara göre kıt olması, çabuk bozulmaması ve değer kaybetmeden küçük parçalara bölünebilmesi “mal para”dan “maden para”ya geçişi kolaylaştırmıştır. Altın ve gümüş para, bu aşamada mal değerine eşit bir nitelik göstermektedir. Osmanlı imparatorluğunun ilk döneminde 1314 yılından “akçe” adı verilen, 1,5 dirhem ağırlığında gümüş para basıldı. İlk altın para ise, Fatih Sultan Mehmet zamanında tedavüle çıkarıldı.

Altın ve gümüşe bağlı kağıt para: halkın, maden para olarak kullanılan altın ve gümüşü yanında taşıma yerine güvenilir sarraf ve bankalara yatırılıp, maden para karşılığında aldıkları belgeyi (sertifikayı) kullanması ile ortaya çıkmıştır. Batı Avrupa ülkelerinde görülen uygulamada, altın ve gümüşü %100 temsil eden bu kağıt paralar, farklı kuruluşlarca düzenlenmiş olmalarına karşın büyük çoğunluk tarafından kabul edilmiş ve kullanılmıştır.

Banknot: Altın ve gümüşe bağlı kağıt paralarla olduğu gibi %100 karşılığı bulunmayan resmi yada özel kuruluşlarca piyasaya çıkarılan kağıt paralardır. Özellikle altına bağlı para uygulanması sonunda, altın miktarının ekonominin para ihtiyacına cevap verecek düzeyde artmaması ve altın karşılığında bankaların dağıttığı belgelerin halk tarafından benimsenmiş olması devlet ve bankaların altın karşılığı olmadan kağıt para (banknot) çıkartmalarına yol açmıştır. Böylece karşılığı altın olana belgeler yerine piyasada “banknotlar” yani banka senetleri dolaşmaya başlamıştır. İngiltere’de doğup serbestçe gelişen bu uygulamada, sonraları devletin müdahalesine yol açmıştır.

Kağıt para: Günümüzde modern ekonomilerde egemen olan para çeşididir. Her ülkede yetkili kılınan banka (merkez bankası) tarafından basılan ve karşılığı olmayan bu kağıt paraların, ülke içerisinde kabulü zorunludur. Esas para niteliğinde olan bu kağıt paraların sınırsız ödeme gücü vardır. Ülke dışındaki değeri ise parayı çıkaran ülkelerin dış ekonomik ilişkilerindeki başarısına bağlı olarak değişmektedir.

Her ülke siyasal bağımsızlığını simgeleyen ulusal para birimini seçme ve basma yetkisine sahiptir. Tedavüle çıkarılacak kağıt para miktarını o ekonominin ihtiyacına göre ve yasalar çerçevesinde yetkili “kurul” ya da “kuruluş” belirlemektedir. Örneğin Türkiye’de kağıt para basma yetkisi 1211 sayılı “T.C. Merkez Bankası Kanunu” ile Merkez Bankasına verilmiştir.

Ufaklık (bozuk para): Kağıt para gibi yasal olmakla birlikte tam olarak kağıt paranın yerini tutmayan yardımcı paradır. Gümüş,bakır, nikel gibi madenlerden yapılan bu ufaklık paraların maden değeri, üzerinde yazılı değerlerin altındadır. Doğrudan Maliye Bakanlığına bağlı bir kuruluş tarafından basılır. Küçük ve kesirli alışverişlerde kullanılan bu “ufaklık para”lar yasa tarafından belirlenmiş sınırlar içinde ödemelerde kullanılır. Alacaklılar, ödemeler sırasında saptanmış sınır üstünde ufaklık para kabulüne zorlanamaz. Örneğin: Türkiye’de ufaklık paraların üst sınırı, üzerlerinde yazılı değerlerin 50 katıdır.

Banka parası (kaydi para): Bankalarda vadesiz mevduat şeklinde hesapları olanların, kağıt para ile ufaklık para kullanmadan ödemeler bulunmalarıdır. “banka parasının” maddi varlığı yoktur. Bu yüzden elden ele dolaşmaz hesaptan hesaba nakil yoluyla ulaşmış olur. Ödemeler ilgili hesaplara kayıt düşülerek gerçekleştirildiğinden, bu paraya “kaydı para” adı da verilir. Banka parasının tedavülü, yani ödemeler çek aracılığı ile olur. Özellikle gelişmiş ülkelerde halkın büyük çoğunlu kağıt para taşımak yerine alışverişlerde çek kullanmayı tercih ederler. Bu konuda yasal bir zorunluluk olmadığı için çek yerine kağıt para istemek mümkündür.

Sözlükte "para" ne demek?

1. Devletçe bastırılan, üzerinde saymaca değeri yazılı kağıt ya da metalden ödeme aracı, nakit
2. Kuruş' un kırkta biri.

Para kelimesinin ingilizcesi

n. coin of low value, penny
prep. para
v. adorn, deck out, decorate; robe, garnish; dress, trick
Köken: Farsça

Son eklenenler

Yorumlar

Bu sayfa ait yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum ekle

Vazgeç